KISIRLIK VE ÇARELERİ, SABIR VE ÇARELERİ
06.05.2012 Pazar HIDRELLEZ
Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
"Fe men ya’mel miskâle zerratin hayran yerah. Ve men ya’mel miskâle zerratin şerren yerah." (Zilzâl Suresi, 7-8)
"Lâ tuhricûhunne min büyûtihinne ve lâ yahrucne illâ en ye’tîne bi fâhişetin mubeyyinetin. Tilke hudûdullâh. Ve men yeteadde hudûdallâhi fe kad zaleme nefseh." (Talâk Suresi, 1)
Sadakallahül’azîm.
Allahümme salli alâ Muhammedin nebiyyi ve ezvâcihî ümmehâtîl mü’minîne ve zürriyetihî ehli beytihî kemâ salleyte alâ seyyidinâ İbrâhîme inneke hamîdün mecîd.
Allahümme salli alâ Âdeme ebül’beşeri ve alâ Havvâe ümmil’beşer.
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihî Haticete ve Âişete kemâ salleyte ve rahimte alâ seyyidinâ Âdeme ve Havvâe innehumâ istagferâke ve tâbâ ileyk. Ve inneke Gafûrun Kerîm, Tevvâbun Rahîm.
YOLCULUĞUMUZA BAŞLIYORUZ
Geçen vaazımızda bir tefekkür sorusu sormuştuk: "Kâinatın haritası olan insan bedeninde, sağda iki, solda bir olan nedir?" Bu soruyu açıklarken, yaratılış hikmetlerini anlatmaya çalışmıştık. Unutmayalım ki, insan mükemmel ve ince bir şekilde yaratılmıştır. Her uzvun ve her sistemin bir hikmeti vardır.
Cenâb-ı Hak, Hz. Meryem'den Hz. İsa'yı babasız olarak yaratmakla, kadının yaratılış potansiyeline bir işaret buyurmuştur. Hz. Havvâ validemizin ise Hz. Âdem'den yaratılması, insanlığın başlangıcındaki bu beraberliği ve tek bir özden geldiğimizi hatırlatır. Bu konular, yaratılışın mucizesini ve Rabbimizin kudretini anlamak için birer tefekkür kapısıdır. Modern bilimin klonlama gibi çalışmaları, aslında bu ilâhî yaratılış kudretinin bir yansıması ve insanoğluna bahşedilen ilmin küçük bir tezahürüdür.
Bu noktada önemli olan, kâinatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını, her şeyin bir ölçü ve hikmetle yaratıldığını idrak etmektir. İnsan, bu hikmetler karşısında tefekkür etmeli ve Yaratıcı'ya olan şükrünü artırmalıdır.
Kısırlık meselesine gelince; bu, birçok insanın imtihanı ve üzüntüsü olabilir. Ancak şunu bilmeliyiz ki, Rabbimizin yaratma ve verme kudreti sınırsızdır. Hz. Zekeriyyâ'nın duası bize bir ışık tutar: "Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrül vârisîn." (Meryem Suresi, 5) Yani, "Rabbim! Beni çocuk bırakma, sen varislerin en hayırlısısın."
Bu dua, bize teslimiyet ve umudu öğretir. Her türlü imkân ve sebep tükendiğinde bile, asıl güç ve çare O'ndadır. Tıbbî çözümler birer sebeptir; asıl şifayı ve çocuğu veren ise Allah'tır. Bu konuda ümitsizliğe kapılmak yerine, dua etmeli, tıbbî imkânları değerlendirmeli ve her şeyden önce Rabbimize sığınmalıyız. O'nun lütfu ve rahmeti geniştir.
SABIR VE ÖFKE KONTROLÜ
Bir diğer önemli konu ise sabır ve öfke kontrolüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Güçlü kişi, insanları güreşte yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır."
Öfke, insanın tabiatında olan bir duygudur. Ancak onu kontrol etmek, İslâm ahlakının gereğidir. Öfkeyi yatıştırmanın birçok yolu vardır. Bunlardan bazıları; namaz kılmak, dua etmek, abdest almak, derin nefes alıp vermek, sakinleşmek için ortam değiştirmek veya Allah'ı zikretmektir.
Geleneğimizde, insanı sakinleştiren ve sabrı öğreten bazı meşguliyetler vardır. Bahçıvanlık, toprakla uğraşmak, bir canlıya veya bitkiye bakmak, insan ruhunu dinlendirir ve sabrı artırır. Hayvan derisini işlemek (tabaklamak) gibi sabır ve emek gerektiren işler de nefsi terbiye eden uğraşlardandır.
Asıl olan, hayatın her alanında dengeli, sabırlı, şefkatli ve merhametli olabilmektir. Zorluklarla karşılaştığımızda, bizi terbiye eden bu imtihanlara karşı rıza göstermeye çalışmak, mümince bir tavırdır.
SONUÇ VE DUALAR
Kıymetli kardeşlerim,
Bugün kısırlık, sabır, öfke kontrolü gibi konular üzerinde durduk. Unutmayalım ki, her zorluk bir imtihan, her imtihan ise derecemizi yükselten ve bizi olgunlaştıran bir fırsattır. Sıkıntılar karşısında yapılacak en doğru şey, sabretmek, sebeplere sarılmak ve sonra da Rabbimize yalvarıp dua etmektir.
Hz. Zekeriyyâ'nın duasını kendimize rehber edinelim:
Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrül vârisîn.
"Rabbim! Beni tek (çocuksuz) bırakma! Sen, mirasçıların en hayırlısısın." (Meryem Suresi, 5)
Ayrıca, Hızır (a.s.)'ın Allah'ın isimleriyle yapılan şu duası gibi dualarla da Allah'a yönelelim:
Sübhâneke entallâhu hayrur râzikıyn.
Sübhâneke entallâhu hayrül vârisıyn.
Sübhâneke entallâhu hayrül fâtırıyn...
Rabbimiz, dualarımızı kabul eden, sıkıntılarımızı çözendir. O, her duayı işitir, her derde deva verir. Bizlere sabır, şükür ve rıza duygusu nasip eylesin. Evlatlarımızı ve her türlü nimeti bize hayırlı kılsın. Öfkemizi kontrol etmeyi, nefsimizi terbiye etmeyi ve her daim O'na sığınmayı nasip eylesin.
Vedâ duamız, Peygamber Efendimiz'e salât ve selam olsun:
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.
El-Fâtiha.
Başağaçlı Raşit Tunca
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Original Kar©glan
06.05.2012 Pazar HIDRELLEZ
Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
"Fe men ya’mel miskâle zerratin hayran yerah. Ve men ya’mel miskâle zerratin şerren yerah." (Zilzâl Suresi, 7-8)
"Lâ tuhricûhunne min büyûtihinne ve lâ yahrucne illâ en ye’tîne bi fâhişetin mubeyyinetin. Tilke hudûdullâh. Ve men yeteadde hudûdallâhi fe kad zaleme nefseh." (Talâk Suresi, 1)
Sadakallahül’azîm.
Allahümme salli alâ Muhammedin nebiyyi ve ezvâcihî ümmehâtîl mü’minîne ve zürriyetihî ehli beytihî kemâ salleyte alâ seyyidinâ İbrâhîme inneke hamîdün mecîd.
Allahümme salli alâ Âdeme ebül’beşeri ve alâ Havvâe ümmil’beşer.
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihî Haticete ve Âişete kemâ salleyte ve rahimte alâ seyyidinâ Âdeme ve Havvâe innehumâ istagferâke ve tâbâ ileyk. Ve inneke Gafûrun Kerîm, Tevvâbun Rahîm.
YOLCULUĞUMUZA BAŞLIYORUZ
Geçen vaazımızda bir tefekkür sorusu sormuştuk: "Kâinatın haritası olan insan bedeninde, sağda iki, solda bir olan nedir?" Bu soruyu açıklarken, yaratılış hikmetlerini anlatmaya çalışmıştık. Unutmayalım ki, insan mükemmel ve ince bir şekilde yaratılmıştır. Her uzvun ve her sistemin bir hikmeti vardır.
Cenâb-ı Hak, Hz. Meryem'den Hz. İsa'yı babasız olarak yaratmakla, kadının yaratılış potansiyeline bir işaret buyurmuştur. Hz. Havvâ validemizin ise Hz. Âdem'den yaratılması, insanlığın başlangıcındaki bu beraberliği ve tek bir özden geldiğimizi hatırlatır. Bu konular, yaratılışın mucizesini ve Rabbimizin kudretini anlamak için birer tefekkür kapısıdır. Modern bilimin klonlama gibi çalışmaları, aslında bu ilâhî yaratılış kudretinin bir yansıması ve insanoğluna bahşedilen ilmin küçük bir tezahürüdür.
Bu noktada önemli olan, kâinatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını, her şeyin bir ölçü ve hikmetle yaratıldığını idrak etmektir. İnsan, bu hikmetler karşısında tefekkür etmeli ve Yaratıcı'ya olan şükrünü artırmalıdır.
Kısırlık meselesine gelince; bu, birçok insanın imtihanı ve üzüntüsü olabilir. Ancak şunu bilmeliyiz ki, Rabbimizin yaratma ve verme kudreti sınırsızdır. Hz. Zekeriyyâ'nın duası bize bir ışık tutar: "Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrül vârisîn." (Meryem Suresi, 5) Yani, "Rabbim! Beni çocuk bırakma, sen varislerin en hayırlısısın."
Bu dua, bize teslimiyet ve umudu öğretir. Her türlü imkân ve sebep tükendiğinde bile, asıl güç ve çare O'ndadır. Tıbbî çözümler birer sebeptir; asıl şifayı ve çocuğu veren ise Allah'tır. Bu konuda ümitsizliğe kapılmak yerine, dua etmeli, tıbbî imkânları değerlendirmeli ve her şeyden önce Rabbimize sığınmalıyız. O'nun lütfu ve rahmeti geniştir.
SABIR VE ÖFKE KONTROLÜ
Bir diğer önemli konu ise sabır ve öfke kontrolüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Güçlü kişi, insanları güreşte yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır."
Öfke, insanın tabiatında olan bir duygudur. Ancak onu kontrol etmek, İslâm ahlakının gereğidir. Öfkeyi yatıştırmanın birçok yolu vardır. Bunlardan bazıları; namaz kılmak, dua etmek, abdest almak, derin nefes alıp vermek, sakinleşmek için ortam değiştirmek veya Allah'ı zikretmektir.
Geleneğimizde, insanı sakinleştiren ve sabrı öğreten bazı meşguliyetler vardır. Bahçıvanlık, toprakla uğraşmak, bir canlıya veya bitkiye bakmak, insan ruhunu dinlendirir ve sabrı artırır. Hayvan derisini işlemek (tabaklamak) gibi sabır ve emek gerektiren işler de nefsi terbiye eden uğraşlardandır.
Asıl olan, hayatın her alanında dengeli, sabırlı, şefkatli ve merhametli olabilmektir. Zorluklarla karşılaştığımızda, bizi terbiye eden bu imtihanlara karşı rıza göstermeye çalışmak, mümince bir tavırdır.
SONUÇ VE DUALAR
Kıymetli kardeşlerim,
Bugün kısırlık, sabır, öfke kontrolü gibi konular üzerinde durduk. Unutmayalım ki, her zorluk bir imtihan, her imtihan ise derecemizi yükselten ve bizi olgunlaştıran bir fırsattır. Sıkıntılar karşısında yapılacak en doğru şey, sabretmek, sebeplere sarılmak ve sonra da Rabbimize yalvarıp dua etmektir.
Hz. Zekeriyyâ'nın duasını kendimize rehber edinelim:
Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrül vârisîn.
"Rabbim! Beni tek (çocuksuz) bırakma! Sen, mirasçıların en hayırlısısın." (Meryem Suresi, 5)
Ayrıca, Hızır (a.s.)'ın Allah'ın isimleriyle yapılan şu duası gibi dualarla da Allah'a yönelelim:
Sübhâneke entallâhu hayrur râzikıyn.
Sübhâneke entallâhu hayrül vârisıyn.
Sübhâneke entallâhu hayrül fâtırıyn...
Rabbimiz, dualarımızı kabul eden, sıkıntılarımızı çözendir. O, her duayı işitir, her derde deva verir. Bizlere sabır, şükür ve rıza duygusu nasip eylesin. Evlatlarımızı ve her türlü nimeti bize hayırlı kılsın. Öfkemizi kontrol etmeyi, nefsimizi terbiye etmeyi ve her daim O'na sığınmayı nasip eylesin.
Vedâ duamız, Peygamber Efendimiz'e salât ve selam olsun:
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.
El-Fâtiha.
Başağaçlı Raşit Tunca
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Original Kar©glan
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
