Thread Rating:
  • 1 Vote(s) - 4 Average
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
YALANCI SEVGİLER VE İNKARCILARI DOST EDİNMEMEK
#1
RasitTunca-4 
YALANCI SEVGİLER VE İNKARCILARI DOST EDİNMEMEK

24.03.2012 Cumartesi

Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

"De ki: 'Gönüllerinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olan her şeyi de bilir. Allah’ın her şeye gücü yeter.'" (Âl-i İmrân Suresi, 29)
Sadakallahül'azîm.

Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Yâ ekremel kuremâi min ibâdikes-sâlihîne ve eşrefel âbidîne ve dâveti ilâ tarîkın mustakîmin minel mevlidi ilâ yevmiddîn. Ve ziyâis-semâvâti ve nûrul-ardîn. Ve nebiyyül hakkı ve resûlu rabbil âlemîn.

Allahümme salli alâ Îsâ ve ümmihî Meryem.
Allahümme salli alâ İbrâhîm, yâ münevviren-nâra bostânel gülşen.
Allahümme salli alâ İlyâs ve Hızır, yâ ehzarel-ardîne ba‘deş-şitâ.

YOLCULUĞUMUZA BAŞLIYORUZ

Kıymetli kardeşlerim,
Bugünkü sohbetimizin konusu, samimiyet, imtihan, tövbe ve en önemlisi, hakikati inkâr edenlerle (münkirlerle) ilişkilerimizin nasıl olması gerektiği üzerinedir.

AHLAK, İMTİHAN VE SAMİMİYET

Bir önceki vaazımızda, müminin Allah’ın ahlakı ile ahlaklanması gerektiğinden bahsetmiştik. Bu ahlaktan biri de “Kerîm” ismidir. Allah Kerîm’dir, ikram edendir, cömerttir. Mümin de bu sıfatla ahlaklanmaya, etrafına ikram etmeye, cömert olmaya çalışır.

Ancak bu güzel ahlakı edinmek, bir imtihan sürecidir. Rabbimiz, kulunun samimiyetini, bağlılığını ve sabrını sınamak için onu çeşitli durumlarla karşı karşıya getirir. Nimet verir, belki şımarır mı diye bakar. Nimeti alır, belki isyan eder mi diye gözler. Malını, sevdiklerini, sağlığını verir; acaba şükrünü yerine getiriyor mu, yoksa nankörlük mü ediyor diye imtihan eder.

Bu imtihanlardan geçerken müminin yegâne sığınağı, “Rabbena lâ tuziğ kulûbenâ ba‘de iz hedeytenâ ve heblenâ min ledünke rahmeh” duasıdır. “Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz sen bol bağışlayansın.” (Âl-i İmrân, 8)

Bu dua, nefsimizin ve şeytanın sürekli bizi hak yoldan saptırma çabası karşısında bir sığınaktır. Çünkü insan, bir kez hakikat lezzetini tattıktan, ibadetin huzuruna erdikten, güzel ahlakla şereflendikten sonra, eski bataklıklara, günah meclislerine, boş eğlencelere dönme ihtimali ile her daim yüz yüzedir. Bu dönüş, kalbin eğrilmesi, manevi kazancın kaybedilmesi demektir.

İNKARCILARI (MÜNKİRLERİ) DOST EDİNMEMEK

Kur’ân-ı Kerîm, müminleri, imanı inkâr eden, hakikati reddeden, Allah’ın ayetlerine karşı kör ve sağır kesilen kimselerle yakın dostluk kurmaktan şiddetle sakındırır. Bu uyarı, sadece onlarla savaşmak veya düşman olmak anlamına gelmez. Asıl mesele, kalben onlara meyletmemek, onların yaşam tarzını, değer yargılarını, hakikate karşı kayıtsızlıklarını benimsememek ve onlardan etkilenmemektir.

Münkirler, sadece Allah’ı inkâr etmekle kalmaz, aynı zamanda müminlerin imanını, moralsini, birliğini zayıflatmak için sürekli çaba içindedir. Onların arasında bulunmak, onlarla samimi olmak, ister istemez kalbe şüphe, gevşeklik ve dünyevileşme tohumları eker. Ceylanın aslandan kaçtığı gibi, mümin de imanına ve ahlakına zarar verecek ortam ve kişilerden uzak durmalıdır.

Buradaki ölçü, tebliğ ve davet ile sosyal ilişkiyi birbirinden ayırmaktır. Komşuluk, ticaret, insani ilişkiler elbette devam eder. Ancak kalbi bağ, sırdaşlık, yol arkadaşlığı sadece Allah için seven, O’nun rızasını gözeten mümin kardeşlerle olmalıdır.

TÖVBE VE YENİLENME

Kıymetli kardeşlerim,
İnsanız, hata yapabiliriz, nefsimize uyabiliriz, gaflete düşebiliriz. Önemli olan, bu durumda kalmanın tehlikesini fark edip hemen Rabbimize dönmek, tövbe etmek ve O’ndan yardım dilemektir. Allah Teâlâ, tövbe kapısını kıyamete kadar açık tutmuştur. “Ey kullarım! Benim gücümün yetmediğini mi zannediyorsunuz? Benim gücüm yetmez mi? Hayır! Benim gücüm her şeye yeter. Fakat siz, kendi kendinize zulmediyorsunuz. Tövbe edin, ben de sizi affedeyim.” manasındaki ilahi çağrıyı unutmayalım.

Tövbe, sadece geçmiş günahlardan pişmanlık değil, aynı zamanda geleceğe dönük bir söz, bir azimdir. “Rabbim, bir daha o hataya düşmeyeceğim, senin razı olmayacağın yollara girmeyeceğim” diyerek O’na sığınmaktır.

SONUÇ VE DUALAR

Özetle, müminin yolu sarp ve imtihanlarla doludur. Bu yolda ayakta kalmanın yolu:

    Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmaya çalışmak,

    Kalbin istikametini korumak için sürekli dua etmek,

    İmanımızı zayıflatacak ortam ve kişilerden (münkirlerden) uzak durmak,

    Hata yaptığımızda hemen samimiyetle tövbeye sarılmaktır.

Rabbimiz, bizi kalplerimizi doğru yola ilettikten sonra saptıranlardan eylemesin. Bize katından bir rahmet, bir sebat ve bir istikamet lütfetsin. Münkirlerin şerrinden, onların yoluna meyletmekten bizi muhafaza buyursun. Tövbe kapısından hiç ayırmasın. Bizi, Hz. İbrahim gibi ateşi gül bahçesine çeviren, Hz. Meryem gibi iffetli, Hz. Hızır gibi hikmetli kullarından eylesin.

Kıyametin yaklaştığı şu ahir zamanda, hakikate sımsıkı sarılan, birbirine kenetlenmiş, dosdoğru yolda yürüyen müminlerden olmayı hepimize nasip etsin.

El-Fâtiha.

Başağaçlı Raşit Tunca

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Original Kar©glan





Signing of Hamdullah
Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca
Smileys-2
Reply


Forum Jump:


Users browsing this thread: 1 Guest(s)