Thread Rating:
  • 1 Vote(s) - 2 Average
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
SABIR (SEBAT) VE YEVMÜ'S-SEBT GÜNÜ
#1
RasitTunca-4 
SABIR (SEBAT) VE YEVMÜ'S-SEBT GÜNÜ

16.03.2012 Cumartesi

Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

"De ki: 'Biz Allah’a iman ettik; bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene; Musa’ya ve İsa’ya verilenlere ve bütün peygamberlere Rableri tarafından verilene iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayrım yapmayız. Biz ancak O’na teslim olanlarız.'" (Bakara Suresi, 136)

"Allah’ın boyası! Allah’tan daha güzel boyası olan kim vardır? Biz ancak O’na kulluk ederiz." (Bakara Suresi, 138)

"Onlar, insanlara, 'Size karşı toplanmış bir ordu var, onlardan korkun' dediler. Bu, onların imanını artırdı ve 'Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!' dediler." (Âl-i İmrân Suresi, 173)

"Allah sana kâfi değil mi?" (Nisâ Suresi, 79)

"Onlar onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri, günahları sebebiyle onların üzerine azabını gönderdi de orayı dümdüz etti. O, bunun sonucundan korkmaz mı?" (Şems Suresi, 14-15)

"Artık kimin tartıları ağır gelirse, o hoşnut edici bir hayat içindedir. Kimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer) Hâviye’dir. Sen onun ne olduğunu nereden bileceksin? O, kızgın bir ateştir." (Kâria Suresi, 6-11)
Sadakallahül'azîm.

Allahümme salli alâ Muhammedin Mustafâ ve alâ âlihî ve ashâbihî ecmaîn.
Allahümme salli alâ esbâta ve Dâvûde.
Ve selâmen alâ Ömer ve Osmân radıyallâhu anhümâ ve alâ sıbgatillâhil ervâhı kaddesallâhü esrârahüm.

YOLCULUĞUMUZA BAŞLIYORUZ

Bugünkü sohbetimizin konusu, Kur’ân-ı Kerîm’de “Esbât” olarak bahsedilen, peygamberlerin torunları ve onların yolunu izleyen salih zatlar ile “Yevmü’s-sebt” yani Cumartesi gününün hikmeti üzerinedir.

ESBÂT VE SEBAT

“Esbât” kelimesi, genellikle Hz. Yakub’un (a.s.) oğulları ve onların soyundan gelenler, yani peygamber torunları için kullanılır. Bu zatlar, atalarının yolundan giden, hakikate bağlılıkta sebat gösteren kimselerdir. Onların hayatları, bize “sebat”ın, yani dinî değerlere bağlılıkta kararlılık ve sabrın önemini öğretir.

Sebat, imanın olgunluğunun ve kalbin istikrarının göstergesidir. Nefsin ve şeytanın sürekli saldırıları, dünyanın geçici cazibeleri karşısında dimdik durmak, ancak sağlam bir iman ve sarsılmaz bir irade ile mümkündür. Mümin, “Hasbünallâhü ve ni‘mel vekîl” (Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!) diyerek her zorluk karşısında Rabbine sığınır ve O’nun yardımına güvenir.

YEVMÜ'S-SEBT (CUMARTESİ) VE İBADET HAZIRLIĞI

Cumartesi günü, Yahudilikte bir dinî tatil günü (sebt) olarak bilinir. İslam’da böyle bir tatil yoktur. Ancak her gün, Allah’a ibadet ve itaat için bir fırsattır. Cumartesi geceleri ve günleri, özellikle camilerde ve ilim meclislerinde düzenlenen sohbet ve zikir programları, müminlerin kalplerini diri tutmak, bilgilerini artırmak ve birbirleriyle kenetlenmek için önemli vesilelerdir.

Bir demirci, demiri dövmeye, onu şekillendirmeye başlamadan önce ocağını yakar, kömürleri köz haline getirir. Ancak ondan sonra körükle alevi yükseltip demiri işleyebilir. Müminin kalbi de böyledir. İbadetler, sohbetler, zikirler, o kalbi hakikate ısındıran, onu yumuşatan, şekillenmeye hazır hale getiren birer “ocak”tır. Cuma gecesinden başlayarak Cumartesi günü boyunca bu manevi hazırlık yapılır ki, müminin kalbi, Rabbi ile olan bağını güçlendirsin, günahların pasını atsın, ilahi feyizle dolup taşsın.

Bu manevi ocakta “körük” vazifesi gören, kalpleri coşturan, imanı alevlendiren şeyler; salih amel, güzel ahlak, hayırlı sohbet ve özellikle “Lâ ilâhe illallâh” zikridir. Bu zikir, kalplerdeki şirk ve gaflet pasını temizleyen, tevhid inancını perçinleyen en kuvvetli manevi araçtır.

SAVURGANLIKTAN KAÇINMAK VE NİMETLERE ŞÜKRETMEK

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), sofrada dökülen ekmek kırıntılarını toplayıp yemeyi tavsiye etmiştir. Bu, bize israftan kaçınmanın, nimetin kadrini bilmenin ve şükrü eda etmenin önemini hatırlatır. Allah’ın verdiği her nimet, büyük veya küçük, bir emanettir. Onu hor kullanmak, ziyan etmek, nankörlüktür. Mümin, yediğinde, içtiğinde, giydiğinde hep bu şuur içinde olmalıdır.

Aynı şekilde, sağlık, zaman, mal, ilim… Hepsi Allah’ın lütfudur. Bunları O’nun rızası doğrultusunda, helal dairede, israf etmeden kullanmak her müminin görevidir.

CEMAATLE NAMAZDA EDEP

Cemaatle kılınan namaz, müminlerin birlik ve beraberliğinin en güzel ifadesidir. Bu ibadette uyulması gereken bazı edepler vardır:

    İmam, namazı bitirip selam verdikten sonra cemaate dönerken, hâlâ namaz kılan bir kimsenin önüne veya yüzüne doğrudan dönmemeye özen gösterir. Bu, namaz kılan kişiyi rahatsız etmemek ve onun ibadet huzurunu bozmamak içindir.

    Cemaatle kılınan namazlarda, imam sesli (cehrî) okuduğunda cemaatin okuması gerekmez; sadece dinler. İmamın okuması, cemaatin de okuması yerine geçer. Bu, Peygamberimiz’in (s.a.v.) sünneti ve ümmetin icmaı ile sabit bir husustur. Bu kurala uymak, namazın huşuunu ve cemaat ruhunu korur.

SONUÇ VE DUALAR

Kardeşlerim,
Bugün “sebat”ı, yani hak yolda kararlılıkla yürümeyi; manevi hayatımız için gerekli olan “hazırlık” ve “ısınma” sürecini; nimetlere şükrü ve cemaatle ibadetin edeplerini tefekkür ettik.

Rabbimiz, bizi ataları İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunları gibi hakka bağlı, sebatkâr kullarından eylesin. Kalplerimizi zikir, fikir ve ilimle her daim diri, ibadete hazır ve istekli kılsın. Bize verdiği sayısız nimetlerin kadrini bilip şükreden, israf etmekten sakınan kullarından eylesin.

Cemaatle kıldığımız namazlarımızı, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, huşu ve edeple dopdolu ibadetler eylesin. Bizi, tartıları ağır gelen, rızasına erişmiş bahtiyar kullarından eylesin.

El-Fâtiha.

Başağaçlı Raşit Tunca

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Original Kar©glan





Signing of Hamdullah
Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca
Smileys-2
Reply


Forum Jump:


Users browsing this thread: 1 Guest(s)