ANDROMEDA VE HİKMET AYI (MÜDDEKKİR)
17.02.2012 Cuma
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim
"Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Peki, öğüt alan (müddekkir) yok mu?" (Kamer Suresi, 17. Ayet)
Allah’ım; zikreden, tefekkür eden, seçilmiş ve tertemiz olan tüm peygamberlerine; Hz. Adem’den Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) kadar gelen bütün kutlu elçilere salat ve selam eyle. Hz. Hacer, Hz. Hatice, Hz. Ayşe ve Hz. Meryem annelerimizin makamlarını ali eyle.
Kainatın Derinliklerinden Gelen Nizam
Yolculuğumuz semanın derinliklerinden, Andromeda’nın temsil ettiği o büyük nizamdan başlıyor. Kainattaki her bir yıldız ve sistem, birbirine kopmaz bağlarla ve ilahi bir ölçüyle bağlıdır. Hz. Süleyman ve Hz. Davud dönemlerinden bu yana süregelen bu ilahi dengede, her varlığın bir yeri ve vazifesi vardır.
Cenab-ı Mevla’nın yeryüzünde peygamber göndermediği hiçbir millet yoktur. Brezilya’dan Meksika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar her coğrafya, aslında bir peygamber mirası ve hikmet ehlinin izlerini taşır. Yeryüzünde peygamber nefesi değmemiş hiçbir yer yoktur; ya bir nebi gönderilmiş ya da bir uyarıcı gelmiştir.
Hz. Lokman’ın Hikmeti
Hz. Lokman, dış görünüşüyle değil, kalbindeki hikmetle yücelmiş bir şahsiyettir. Kendisine bu ilmin sırrı sorulduğunda, şu hikmetli düsturları paylaşmıştır:
Gözü haramdan sakınmak.
Dili yalan ve gıybetten korumak.
İhtirasları dizginlemek ve iffeti muhafaza etmek.
Verilen söze sadık kalmak ve emanete hıyanet etmemek.
Konuğa ikram etmek ve komşu hakkını gözetmek.
Malayani (boş ve faydasız) işlerle uğraşmamak.
İşte bu ahlaki prensipler, bir insanı "Hikmet Sahibi" kılar. Bugün tıp dünyasından bilim dünyasına kadar herkesin bu kadim hikmete ihtiyacı vardır.
Fıtratı Korumak ve Genetik Müdahale Uyarısı
İnsan bedeni, kainatın küçük bir haritasıdır. Gökyüzündeki nizam nasıl hassas bir dengeye sahipse, insanın genetik yapısı (DNA) da öyle bir dengeye sahiptir. Bilim ve teknoloji adına insanın fıtratıyla, gıdaların genetiğiyle oynamak, sadece sağlığı bozmakla kalmaz; aynı zamanda yeryüzündeki huzuru ve dengeyi de sarsar.
Gıdaların genetiği bozulduğunda bedenlerin dengesi bozulur, hastalıklar artar ve insanın yaratılışındaki o temiz fıtrat zarar görür. Tıpkı Hz. Lokman’ın sağlığa dair uyarıları gibi, bizler de bugün yediğimize, içtiğimize ve genetik mirasımıza sahip çıkmalıyız. Fıtratı bozulan bir toplum, manevi felaketlere de kapı aralar.
Kurtuluş Yolu: Tövbe ve İstikamet
Allah katında hak din İslam’dır. Bizler selametle yaşamanın anahtarını Kur’an’da ve Sünnet-i Seniyye’de buluruz. Eğer bir meselede yolumuzu kaybedersek; önce Allah’ın kitabına, sonra Resulullah’ın (s.a.v.) sünnetine, ardından ise Hulefa-i Raşidin’in (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali) ve hak dostlarının yoluna bakmalıyız.
Eğer hatalarımız varsa, kurtuluş samimi bir tövbededir. Hakiki bir tövbe şu altı esası gerektirir:
Geçmiş günahlardan pişmanlık duymak.
Günahı bir daha işlememeye azmetmek.
Kazaya kalan farz ibadetleri yerine getirmek.
Kul haklarını iade etmek ve helalleşmek.
Harama bulaşmış benliği temizlemek.
Bedeni ibadetin lezzetiyle yeniden inşa etmek.
Rabbim bizleri fıtratı bozanlardan değil, ıslah edenlerden eylesin. Bizleri Hz. Muhammed (s.a.v.) ve ashabının yolundan, sadıkların kapısından ayırmasın.
El-Fatiha maassalavat.
Başağaçlı Raşit Tunca (Kar©glan)
17.02.2012 Cuma
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim
"Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Peki, öğüt alan (müddekkir) yok mu?" (Kamer Suresi, 17. Ayet)
Allah’ım; zikreden, tefekkür eden, seçilmiş ve tertemiz olan tüm peygamberlerine; Hz. Adem’den Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) kadar gelen bütün kutlu elçilere salat ve selam eyle. Hz. Hacer, Hz. Hatice, Hz. Ayşe ve Hz. Meryem annelerimizin makamlarını ali eyle.
Kainatın Derinliklerinden Gelen Nizam
Yolculuğumuz semanın derinliklerinden, Andromeda’nın temsil ettiği o büyük nizamdan başlıyor. Kainattaki her bir yıldız ve sistem, birbirine kopmaz bağlarla ve ilahi bir ölçüyle bağlıdır. Hz. Süleyman ve Hz. Davud dönemlerinden bu yana süregelen bu ilahi dengede, her varlığın bir yeri ve vazifesi vardır.
Cenab-ı Mevla’nın yeryüzünde peygamber göndermediği hiçbir millet yoktur. Brezilya’dan Meksika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar her coğrafya, aslında bir peygamber mirası ve hikmet ehlinin izlerini taşır. Yeryüzünde peygamber nefesi değmemiş hiçbir yer yoktur; ya bir nebi gönderilmiş ya da bir uyarıcı gelmiştir.
Hz. Lokman’ın Hikmeti
Hz. Lokman, dış görünüşüyle değil, kalbindeki hikmetle yücelmiş bir şahsiyettir. Kendisine bu ilmin sırrı sorulduğunda, şu hikmetli düsturları paylaşmıştır:
Gözü haramdan sakınmak.
Dili yalan ve gıybetten korumak.
İhtirasları dizginlemek ve iffeti muhafaza etmek.
Verilen söze sadık kalmak ve emanete hıyanet etmemek.
Konuğa ikram etmek ve komşu hakkını gözetmek.
Malayani (boş ve faydasız) işlerle uğraşmamak.
İşte bu ahlaki prensipler, bir insanı "Hikmet Sahibi" kılar. Bugün tıp dünyasından bilim dünyasına kadar herkesin bu kadim hikmete ihtiyacı vardır.
Fıtratı Korumak ve Genetik Müdahale Uyarısı
İnsan bedeni, kainatın küçük bir haritasıdır. Gökyüzündeki nizam nasıl hassas bir dengeye sahipse, insanın genetik yapısı (DNA) da öyle bir dengeye sahiptir. Bilim ve teknoloji adına insanın fıtratıyla, gıdaların genetiğiyle oynamak, sadece sağlığı bozmakla kalmaz; aynı zamanda yeryüzündeki huzuru ve dengeyi de sarsar.
Gıdaların genetiği bozulduğunda bedenlerin dengesi bozulur, hastalıklar artar ve insanın yaratılışındaki o temiz fıtrat zarar görür. Tıpkı Hz. Lokman’ın sağlığa dair uyarıları gibi, bizler de bugün yediğimize, içtiğimize ve genetik mirasımıza sahip çıkmalıyız. Fıtratı bozulan bir toplum, manevi felaketlere de kapı aralar.
Kurtuluş Yolu: Tövbe ve İstikamet
Allah katında hak din İslam’dır. Bizler selametle yaşamanın anahtarını Kur’an’da ve Sünnet-i Seniyye’de buluruz. Eğer bir meselede yolumuzu kaybedersek; önce Allah’ın kitabına, sonra Resulullah’ın (s.a.v.) sünnetine, ardından ise Hulefa-i Raşidin’in (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali) ve hak dostlarının yoluna bakmalıyız.
Eğer hatalarımız varsa, kurtuluş samimi bir tövbededir. Hakiki bir tövbe şu altı esası gerektirir:
Geçmiş günahlardan pişmanlık duymak.
Günahı bir daha işlememeye azmetmek.
Kazaya kalan farz ibadetleri yerine getirmek.
Kul haklarını iade etmek ve helalleşmek.
Harama bulaşmış benliği temizlemek.
Bedeni ibadetin lezzetiyle yeniden inşa etmek.
Rabbim bizleri fıtratı bozanlardan değil, ıslah edenlerden eylesin. Bizleri Hz. Muhammed (s.a.v.) ve ashabının yolundan, sadıkların kapısından ayırmasın.
El-Fatiha maassalavat.
Başağaçlı Raşit Tunca (Kar©glan)
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
