• Portal Hakkalyakin Board Portal
  • Forum Hakkalyakin Board Forum
  • Search Search
  • Help Community >
    • Forum Statistics Forum Statistics
    • Forum Team Forum Team
  • Calendar Calendar
  • Members JAMPS Members
  • Support Support >
  • Linkler Linkler>
    • PIXIZ
    • EZGIF
    • PEXEL
    • PIXABAY
    • BLOGIF
    • FREEPIC
    • OIEDiTOR
    • FOTOBEAR
    • COOLTEXT
Bizde Forum
ANASAYFA -- FORUMUMUZA ÜYE OL -- ÜYE GiRiSi YAP

Bizde Forum > RASiT TUNCA > TARiKATI RAŞiDi > Raşidi Tarikatında Nakşibendilik > Nakşibendilik Nedir? >

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 3.06/5 - 123 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Tam Görünüm
Nakşibendilik Nedir?
Hamdullah
CO-ADMiN
**
CO-Admin
Yorumları: 7,025
Konuları: 6,383
Kayıt Tarihi: May 2018
Teşekkür Puanı: 0
Futbol Takımı: Galatasaray
#2
Oku-1  08-01-2023, 03:07 AM
Nakşibendilik Nedir?

Nakşibendiyye / Nakşibendilik nedir? Nakşibendiliğin kurucusu kimdir? Nakşibendilik nerelerde yaygındır? Nakşibendilik ve Nakşibendi yolunun büyüklerinden bazıları.

Nakşibendiyye / Nakşibendilik, Bahâeddin Nakşibend’e (ö. 791/1389) nisbet edilen tarikattır.

İslâm dünyasında Kādiriyye’den sonra en yaygın tarikat olan Nakşibendiyye, anavatanı Orta Asya’da Kübreviyye ve Yeseviyye başta olmak üzere hemen hemen diğer bütün tarikatların yerini almış, Arap yarımadası, Mağrib ve aşağı Sahrâ Afrikası dışında İslâm dünyasının hemen her bölgesine yayılmıştır.

NAHŞİBENDİLİĞİN PİRİ

Nakşîliğin pîri Bahâeddin Nakşibend’in bir tarikat kurmayı düşünmediği ve bunu gerçekleştirmediği âşikârdır. Nitekim XV. yüzyılın sonlarında Abdurrahman-ı Câmî, Bahâeddin Nakşibend’in mensup olduğu, Hâcegân denilen tarikatın silsilesini Hâce Yûsuf el-Hemedânî ile başlatmıştır. Bazı kaynaklarda ise bu silsile Yûsuf el-Hemedânî’nin halifesi Abdülhâliḳ-ı Gucdüvânî’ye dayandırılmaktadır. Bahâeddin Nakşibend’den iki asır önce yaşayan Gucdüvânî tarikat geleneğinde Nakşibend’in Üveysî yoluyla şeyhi sayılmaktadır.

NAHŞİBENDİLİK VE TÜRKLER

Bahâeddin Nakşibend’in halifelerinin çoğu Buhara veya çevresinden olup Mâverâünnehir’in Farsça konuşan halklarına mensuptur. Şeyhleri gibi Bahâeddin Nakşibend de birçok kaynakta “Türk şeyhleri” diye anılan Yesevî meşâyihiyle irtibat halindeydi. Bu iki tarikat mensupları arasında etnik köken ve dile dayalı farklılıklar bulunmaktaysa da ilişkiler ve yakınlıklar daha önemlidir. Nakşibendiyye, Farsça konuşan halkların yanı sıra Türkler arasında da yaygınlık kazanırken Yesevîler, Türkçe’nin yanında eserlerinde Orta Asya’nın yaygın dili Farsça’yı da kullanmışlardır. İlk dönemde belli bir coğrafî bölgeyle sınırlı kalan tarikat bu yakınlaşma sayesinde nüfuzunu giderek arttırmıştır.

Bahâeddin Nakşibend’in Hâcegân silsilesinde niçin hâkim bir konuma yerleştirildiği ve silsilenin önemli bir halkası olmaktan ziyade niçin Nakşibendîliğin pîri kabul edildiği açık değildir. Onu daha önceki hâcelerden farklı kılan tek husus hafî zikir konusunda ısrarlı olmasıdır. Nitekim kendisine yöneltilen bir soruya verdiği cevapta cehrî zikri, halveti ve semâı reddetmiş, “Tarikin neleri içermektedir?” denildiğinde “zâhirde halk, bâtında Hak ile olmak” (halvet der encümen) şeklinde cevap vermiştir (Câmî, s. 391). Bu ifade, ilk dönem Nakşîliğinde merkezî öneme sahip sekiz ilkeden (kelimât-ı kudsiyye) biridir. Şeriata bağlılığı vurgulayan diğerleri de Horasan Melâmetiyyesi’nin temel ilkelerinin bir nevi devamı mahiyetindedir. Dolayısıyla tarikatın Melâmetiyye’nin ilkelerini tevarüs ettiği söylenebilir. Tarikat Alevî silsileye (silsiletü’z-zeheb) sahip olmakla birlikte Sünnîliğe güçlü bir şekilde bağlıdır, Bekrî silsilenin ön plana çıkarılması da bu bağlılığa işaret etmektedir. Nakşîlik’te Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin bazı sistematik düşüncelerine yönelik eleştirel bir tavır söz konusudur. Ancak bu tavrın, tarikatın Müceddidiyye kolunun kurucusu İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Sirhindî öncesinde kökleri bulunmamaktadır.

İLK DÖNEM NAKŞİBENDİ ŞEYHLERİ

Ubeydullah Ahrâr, Muhammed Pârsâ ve Abdurrahman-ı Câmî gibi ilk dönem Nakşibendî şeyhleri İbnü’l-Arabî’nin vahdet-i vücûd görüşünü benimsemişlerdir. Geç dönem Nakşîliğinin siyasetle ilişkileri abartılı şekilde bütün Nakşibendî geleneğinin bir özelliği olarak tanıtılmak istenmiştir. Halbuki VIII. (XIV.) yüzyıldan itibaren Yeseviyye, Kübreviyye ve Nakşibendiyye şeyhleri dahil Orta Asya şeyhlerinin büyük bir kısmı aynı esasları paylaşıyordu. Şeriata bağlılık, bir şeyhin denetimi altında olmak, bazı durumlarda siyasî faaliyette bulunmaktan ibaret olan bu esaslar Bahâeddin Nakşibend’den sonra Ubeydullah Ahrâr, Ahmed-i Sirhindî ve Hâlid el-Bağdâdî’de korunarak merkezî bir doktrin niteliği kazanmıştır. Tarikat son dönemlerde Bahâeddin Nakşibend’in adına nisbetle Bahâiyye diye de anılmıştır (Harîrîzâde, I, vr. 171b). Harîrîzâde, Nakşibendiyye mensuplarına “büzürgân” adı verildiğini kaydeder. (a.g.e., I, vr. 128a)

NAKŞİBENDİLİĞİN YAYILMASINI SAĞLAYAN HAK DOSTLARI

Bahâeddin Nakşibend’in üç halifesi Muhammed Pârsâ, Alâeddin Attâr ve Ya‘kūb-i Çerhî tarikatın yayılmasında önemli rol oynamıştır. Değerli bir âlim ve müellif olan Muhammed Pârsâ, tarikatın ulemâ kesimi tarafından benimsenmesinde etkili olan ilk Nakşibendî şeyhidir. Pârsâ’nın beş müridinden hiçbiri halife bırakmamıştır. Bahâeddin Nakşibend’in tarikatın yayılmasında önemli katkıya sahip olan halifesi Alâeddin Attâr’dır. Bahâeddin Nakşibend’in onun hakkında, “Müridlerimi terbiye etmekle yükümü hafifletmiştir” dediği kaydedilir. Alâeddin Attâr şeyhinin emriyle Hârizm’e seyahatte bulunmuş ve Nakşibendiyye onun vasıtasıyla bu şehre ulaşmıştır. Seyyid Şerîf el-Cürcânî, oğlu Hasan Attâr ve Nizâmeddin Hâmûş, Attâr’ın on müridi içerisinde en dikkate değer olanlardır.

NAKŞİBENDİLİK İLK NE ZAMAN ORTA ASYA DIŞINA ÇIKTI?

Nakşibendiyye, Herat’a Nizâmeddin Hâmûş’un halifesi Sa‘deddîn-i Kâşgarî tarafından götürülmüş ve tarikat böylece ilk defa anayurdu Orta Asya’nın sınırları dışına çıkmıştır. Nakşibendiyye hakkında birkaç risâlesi bulunan Sa‘deddîn-i Kâşgarî’nin en tanınmış müridi Abdurrahman-ı Câmî’dir. Bazı şiirlerinde Nakşibendîliğin temel ilkelerini Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin terimleriyle ustaca mezceden ve tarikata dair Risâle-i Serrişte-i Ṭarîḳ-i Ḫâcegân adlı bir eser kaleme alan Câmî irşad faaliyetiyle pek ilgilenmemiş, şeyhinin vefatının (860/1456) ardından Herat Nakşibendîleri’ne Muhammed Şemseddin Rucî’nin etrafında toplanmalarını tavsiye etmiştir. Kaynaklarda Câmî’nin müridi olarak sadece oğlu Ziyâeddin Yûsuf ile Abdülgafûr-i Lârî’nin adı geçmektedir. Nakşibendiyye’nin bir kolu olduğu belirtilen Câmiyye fiilen teşekkül etmemiştir.

Kaynak ve Dipnotlar

islam ve ihsan


Twittear



Signing of Hamdullah

Hamdullah Sunar
Smileys-2
www Bul
Cevapla
« Önceki Konu | Sonraki Konu »


Bu Konudaki Yorumlar
Nakşibendilik Nedir? - Yazar: Hamdullah - 08-01-2023, 02:55 AM
RE: Nakşibendilik Nedir? - Yazar: Hamdullah - 08-01-2023, 03:07 AM

  • Konuyu Yazdır
Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Dost Sayfalar1:

  • Bizde Blog
  • Bilge Forum
  • Dini Forum
  • Tunca Raşit
  • RT3 Board

Dost Sayfalar2:

  • www.raşit.tunca.at
  • Raşidi Tarikatı Blog
  • Efsane Board
  • Rashid Tunca
  • www.tunca.at

Sosyal Medya Hesaplarımız

                   
                   
  • Bizde Forum
  • Yukarı Git
  • Arşiv
  • RSS
  • impressum
  • Hakkımda
  • iletişim Adresimiz
Support yardım | RAŞiT HOCA | Tarih: 04-07-2026, 12:05 PM Türkçe Çeviri: MyBB, Yazılım: MyBB, © 2002-2026 MyBB Group. | Theme JAMPS