VASİYET VE SOFRA
22.04.2012 Pazar
Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
"Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın. Siz doğru yolda olduktan sonra sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O size, yapmakta olduklarınızı haber verecektir." (Mâide Suresi, 105)
Sadakallahül'azîm.
"İsa bin Meryem, 'Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, geçmiş ve geleceklerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın' diye dua etti." (Mâide Suresi, 114)
Sadakallahül'azîm.
Allahümme salli alâ Muhammedin Mustafâ, Nebiyyil-Murtazâ.
Allahümme salli alâ Îsâ Nebiyyil-Müctebâ.
Ve sellim alel-Havâriyyîne Cennetül-Müjdebâ.
Allahümme salli alâ sâhibiz-zemzem İsmâîl aleyhisselâm.
Allahümme salli alâ sâhibis-sofra Îsâ aleyhisselâm.
Allahümme salli alâ sâhibi mâil-hayât seyyidinâ Hızır aleyhisselâm.
Allahümme salli alâ sâhibil-Burâk men hüve lehül-mirâc, hüve seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedün Mustafâ sallallâhu aleyhi ve sellem.
YOLCULUĞUMUZA BAŞLIYORUZ
Bugünkü sohbetimizde iki önemli konuyu; vasiyeti ve Hz. Îsâ’nın (a.s.) duasında zikredilen “sofra” nimetini tefekkür edeceğiz.
VASİYET: BİR FARZ VE BİR EMANET
Kıymetli kardeşlerim,
İslam dininde vasiyet etmek, kişinin üzerine düşen önemli bir görevdir. Kişi, sahip olduğu mal varlığını, borçlarını ve cenazesi ile ilgili arzularını ölmeden önce bir vasiyetname ile düzenlemelidir. Bu, hem dinî bir emirdir hem de toplumsal huzur ve ailevi kavgaların önüne geçmek için büyük bir hikmettir.
Vasiyet, iki adil şahit huzurunda yazılır veya sözlü olarak belirtilir. Böylece kişi vefat ettikten sonra mirasçılar, vasiyete uygun hareket ederek hem dinî bir vecibeyi yerine getirmiş hem de olası anlaşmazlıkları önlemiş olurlar. Vasiyet bırakmamak, miras konusunda mahkemelere intikal eden uzun ve yorucu davalara, aile içi çekişmelere ve malların heba olmasına sebep olabilir.
Bu sebeple, her mümin, ölümü hatırlayarak ve ahiret yolculuğuna hazırlıklı olarak vasiyetini yazmalı, borçlarını ve haklarını belgelemelidir. Bu, Rabbimizin emri olduğu gibi, geride kalanlara bırakılan bir rahmet ve merhamet vesilesidir.
İslam miras hukuku, adalet ve hikmet üzere kuruludur. Bu hukuka riayet etmek, her müminin görevidir. Vasiyet yazarken de bu ilkelere uyulmalıdır.
SALİH (A.S.) VE EMANET ŞUURU
Hz. Salih (a.s.) kıssası, emanet bilincini ve vasiyete riayeti bize hatırlatır. Onun devesi, Allah'ın bir mucizesi ve bir imtihan vesilesiydi. Kavmi bu deveye haksız yere kıydığında helak ile cezalandırıldı. Bu kıssa, Allah'ın emanetine ve peygamberlerin vasiyetine ihanetin ne büyük bir felaket getirdiğini gösterir.
Bugün bizler de hayatımızda pek çok emanet taşıyoruz. Malımız, ailemiz, çocuklarımız, dinimiz, vatanımız... Hepsi birer emanettir. Bu emanetlere hakkıyla sahip çıkmak, onları korumak ve gerektiğinde sahiplerine teslim etmek müminin vasfıdır. Salih (a.s.)’ın devesine sahip çıkma sorumluluğu gibi, bizler de üzerimizdeki her emanetin hakkını vermeliyiz.
SOFRA: RIZIK, NİMET VE ŞÜKÜR
Hz. Îsâ (a.s.)’ın duasında geçen “sofra”, bize rızkın Allah’tan olduğunu, O’nun lütuf ve kereminin genişliğini hatırlatır. Sofra, sadece yemekten ibaret değildir. O, bir toplanma, paylaşma, şükretme ve bayram etme vesilesidir.
Allah Teâlâ, gökten indirdiği bu sofrayı bir mucize olarak bahşetmişti. Bugün bizler de her gün önümüze serilen sayısız nimet sofralarıyla karşı karşıyayız. Sağlık, afiyet, güvenlik, aile, iman… Bunların her biri, Allah’ın bize ikram ettiği birer sofradır.
Ancak insanoğlu, nimetler içinde yüzerken çoğu zaman şımarmakta, nankörlük etmekte ve asıl nimeti vereni unutmaktadır. Oysa mümin, her lokmada Allah’ın adını anar, rızkı O’ndan bilir ve elde ettiği nimetleri O’nun yolunda, helal dairede kullanır.
Soframız, aynı zamanda bir paylaşma ve merhamet yeridir. Yoksulu, komşuyu, misafiri soframıza davet etmek, müminin şiarıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Bir kişilik yemek iki kişiye, iki kişilik yemek dört kişiye yeter” buyurarak paylaşmanın bereketine işaret etmiştir.
SÖZÜN VE NİYETİN EHEMMİYETİ
Bir diğer önemli husus, sözümüze ve niyetimize dikkat etmektir. Söz, bazen sahibini cennete ulaştırır, bazen de zindanlara düşürür. Yusuf (a.s.), Züleyha’nın teklifine karşı “Rabbim! Zindan bana, beni davet ettikleri şeyden daha sevimlidir” diyerek sözünü ve iffetini korumuştu.
Niyet ise, amellerimizin ruhu ve kıblesidir. Bir namaz, hangi vaktin farzına niyet edilerek kılınıyorsa, o vaktin namazı olur. İmama uymak isteyen kimse, hem vakte hem de imama uymaya niyet etmelidir. Bu, ibadetlerimizin kabulü için olmazsa olmaz bir şarttır.
Günlük hayatımızda da her işe besmele ve salih bir niyetle başlamalıyız. Yemeğimizi yerken, işimize giderken, ailemizle konuşurken… Her anımızı Allah rızası için yaşamaya gayret etmeliyiz. Niyet, sıradan davranışları ibadete dönüştüren sihirli bir anahtardır.
SONUÇ VE DUALAR
Kardeşlerim,
Bugün vasiyet ve sofra konularını konuştuk. Vasiyet, ölümü hatırlayıp ahirete hazırlanmanın; sofra ise, nimetleri görüp şükretmenin bir sembolüdür. İkisi de müminin dünya ve ahiret dengesini kurmasına yardım eder.
Rabbimiz, bize ölümü ve ahireti unutturmasın. Vasiyetimizi yazmayı, emanetlerimizi yerine getirmeyi nasip etsin. Sofralarımızı bereketli, rızkımızı helal, şükrümüzü bol eylesin. Sözlerimizi hikmetli, niyetlerimizi halis kılsın.
Bizi, Salih (a.s.) gibi emanete sadık, Îsâ (a.s.) gibi dua ehli, Yusuf (a.s.) gibi iffetli, Muhammed Mustafâ (s.a.v.) gibi ümmetine şefkatli kullarından eylesin. Âmin.
El-Fâtiha.
Başağaçlı Raşit Tunca
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Original Kar©glan
22.04.2012 Pazar
Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
"Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın. Siz doğru yolda olduktan sonra sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O size, yapmakta olduklarınızı haber verecektir." (Mâide Suresi, 105)
Sadakallahül'azîm.
"İsa bin Meryem, 'Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, geçmiş ve geleceklerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın' diye dua etti." (Mâide Suresi, 114)
Sadakallahül'azîm.
Allahümme salli alâ Muhammedin Mustafâ, Nebiyyil-Murtazâ.
Allahümme salli alâ Îsâ Nebiyyil-Müctebâ.
Ve sellim alel-Havâriyyîne Cennetül-Müjdebâ.
Allahümme salli alâ sâhibiz-zemzem İsmâîl aleyhisselâm.
Allahümme salli alâ sâhibis-sofra Îsâ aleyhisselâm.
Allahümme salli alâ sâhibi mâil-hayât seyyidinâ Hızır aleyhisselâm.
Allahümme salli alâ sâhibil-Burâk men hüve lehül-mirâc, hüve seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedün Mustafâ sallallâhu aleyhi ve sellem.
YOLCULUĞUMUZA BAŞLIYORUZ
Bugünkü sohbetimizde iki önemli konuyu; vasiyeti ve Hz. Îsâ’nın (a.s.) duasında zikredilen “sofra” nimetini tefekkür edeceğiz.
VASİYET: BİR FARZ VE BİR EMANET
Kıymetli kardeşlerim,
İslam dininde vasiyet etmek, kişinin üzerine düşen önemli bir görevdir. Kişi, sahip olduğu mal varlığını, borçlarını ve cenazesi ile ilgili arzularını ölmeden önce bir vasiyetname ile düzenlemelidir. Bu, hem dinî bir emirdir hem de toplumsal huzur ve ailevi kavgaların önüne geçmek için büyük bir hikmettir.
Vasiyet, iki adil şahit huzurunda yazılır veya sözlü olarak belirtilir. Böylece kişi vefat ettikten sonra mirasçılar, vasiyete uygun hareket ederek hem dinî bir vecibeyi yerine getirmiş hem de olası anlaşmazlıkları önlemiş olurlar. Vasiyet bırakmamak, miras konusunda mahkemelere intikal eden uzun ve yorucu davalara, aile içi çekişmelere ve malların heba olmasına sebep olabilir.
Bu sebeple, her mümin, ölümü hatırlayarak ve ahiret yolculuğuna hazırlıklı olarak vasiyetini yazmalı, borçlarını ve haklarını belgelemelidir. Bu, Rabbimizin emri olduğu gibi, geride kalanlara bırakılan bir rahmet ve merhamet vesilesidir.
İslam miras hukuku, adalet ve hikmet üzere kuruludur. Bu hukuka riayet etmek, her müminin görevidir. Vasiyet yazarken de bu ilkelere uyulmalıdır.
SALİH (A.S.) VE EMANET ŞUURU
Hz. Salih (a.s.) kıssası, emanet bilincini ve vasiyete riayeti bize hatırlatır. Onun devesi, Allah'ın bir mucizesi ve bir imtihan vesilesiydi. Kavmi bu deveye haksız yere kıydığında helak ile cezalandırıldı. Bu kıssa, Allah'ın emanetine ve peygamberlerin vasiyetine ihanetin ne büyük bir felaket getirdiğini gösterir.
Bugün bizler de hayatımızda pek çok emanet taşıyoruz. Malımız, ailemiz, çocuklarımız, dinimiz, vatanımız... Hepsi birer emanettir. Bu emanetlere hakkıyla sahip çıkmak, onları korumak ve gerektiğinde sahiplerine teslim etmek müminin vasfıdır. Salih (a.s.)’ın devesine sahip çıkma sorumluluğu gibi, bizler de üzerimizdeki her emanetin hakkını vermeliyiz.
SOFRA: RIZIK, NİMET VE ŞÜKÜR
Hz. Îsâ (a.s.)’ın duasında geçen “sofra”, bize rızkın Allah’tan olduğunu, O’nun lütuf ve kereminin genişliğini hatırlatır. Sofra, sadece yemekten ibaret değildir. O, bir toplanma, paylaşma, şükretme ve bayram etme vesilesidir.
Allah Teâlâ, gökten indirdiği bu sofrayı bir mucize olarak bahşetmişti. Bugün bizler de her gün önümüze serilen sayısız nimet sofralarıyla karşı karşıyayız. Sağlık, afiyet, güvenlik, aile, iman… Bunların her biri, Allah’ın bize ikram ettiği birer sofradır.
Ancak insanoğlu, nimetler içinde yüzerken çoğu zaman şımarmakta, nankörlük etmekte ve asıl nimeti vereni unutmaktadır. Oysa mümin, her lokmada Allah’ın adını anar, rızkı O’ndan bilir ve elde ettiği nimetleri O’nun yolunda, helal dairede kullanır.
Soframız, aynı zamanda bir paylaşma ve merhamet yeridir. Yoksulu, komşuyu, misafiri soframıza davet etmek, müminin şiarıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Bir kişilik yemek iki kişiye, iki kişilik yemek dört kişiye yeter” buyurarak paylaşmanın bereketine işaret etmiştir.
SÖZÜN VE NİYETİN EHEMMİYETİ
Bir diğer önemli husus, sözümüze ve niyetimize dikkat etmektir. Söz, bazen sahibini cennete ulaştırır, bazen de zindanlara düşürür. Yusuf (a.s.), Züleyha’nın teklifine karşı “Rabbim! Zindan bana, beni davet ettikleri şeyden daha sevimlidir” diyerek sözünü ve iffetini korumuştu.
Niyet ise, amellerimizin ruhu ve kıblesidir. Bir namaz, hangi vaktin farzına niyet edilerek kılınıyorsa, o vaktin namazı olur. İmama uymak isteyen kimse, hem vakte hem de imama uymaya niyet etmelidir. Bu, ibadetlerimizin kabulü için olmazsa olmaz bir şarttır.
Günlük hayatımızda da her işe besmele ve salih bir niyetle başlamalıyız. Yemeğimizi yerken, işimize giderken, ailemizle konuşurken… Her anımızı Allah rızası için yaşamaya gayret etmeliyiz. Niyet, sıradan davranışları ibadete dönüştüren sihirli bir anahtardır.
SONUÇ VE DUALAR
Kardeşlerim,
Bugün vasiyet ve sofra konularını konuştuk. Vasiyet, ölümü hatırlayıp ahirete hazırlanmanın; sofra ise, nimetleri görüp şükretmenin bir sembolüdür. İkisi de müminin dünya ve ahiret dengesini kurmasına yardım eder.
Rabbimiz, bize ölümü ve ahireti unutturmasın. Vasiyetimizi yazmayı, emanetlerimizi yerine getirmeyi nasip etsin. Sofralarımızı bereketli, rızkımızı helal, şükrümüzü bol eylesin. Sözlerimizi hikmetli, niyetlerimizi halis kılsın.
Bizi, Salih (a.s.) gibi emanete sadık, Îsâ (a.s.) gibi dua ehli, Yusuf (a.s.) gibi iffetli, Muhammed Mustafâ (s.a.v.) gibi ümmetine şefkatli kullarından eylesin. Âmin.
El-Fâtiha.
Başağaçlı Raşit Tunca
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Original Kar©glan
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
