GAYBÎ FETİHLER VE NEFİS TERBİYESİ
04.02.2012 Cumartesi
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim
"Onlara Nuh'un haberini oku. Hani o kavmine şöyle demişti: 'Ey kavmim! Eğer benim aranızda durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, bilin ki ben ancak Allah'a dayanıp güvendim...'" (Yunus Suresi, 71-73)
"Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Şüphesiz kıyamet vaktinin sarsıntısı çok büyük bir şeydir." (Hac Suresi, 1)
Allah’ım; güvenilir, metanet sahibi ve kuvvetli kıldığın Efendimiz Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.), onun temiz aline, ashabına ve hidayet önderleri olan halifelerine salat ve selam eyle. Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve Hacer annemize, zemzemin bereketiyle selam olsun.
Zamanın Mevsimleri ve İlahi İkazlar
Yolculuğumuz, baharın habercisi olan cemrelerin (gönül aydınlıklarının) kalplere düşmesiyle başlıyor. Kainattaki mevsimsel değişimler ve tabiat olayları, aslında bizlere ilahi birer mesajdır. Kur’an-ı Kerim’de zikredilen "büyük sarsıntı" ayetleri, sadece fiziksel depremleri değil, insanlığın manevi uyanışını da temsil eder. Zaman ilerledikçe ve devirler değiştikçe, insanoğlu kendi iç dünyasındaki sarsıntılarla yüzleşmekte ve Rabbine dönmesi için ikaz edilmektedir.
Nefis Atını Dizginlemek
Tasavvuf yolunda nefis, üzerine binilecek vahşi bir ata benzetilir. At (nefis) henüz eğitilmemişken binicisini sarsar, üzerinden atmaya çalışır. Ancak kişi sabır ve kararlılıkla bu atı eğitmeye başladığında, yani "Mülhime" (ilham alan) nefis mertebesine ulaştığında, artık nefsin dizginlerini eline almış demektir.
Nefis atını dizginlemek şu aşamalardan geçer:
Sabır: Nefis günaha meylettiğinde ona "dur" diyebilmek.
Tevbe: Hata yapıldığında hemen pişmanlık duyup "Tevbe" bahrine sığınmak.
İstikamet: Helal olanla yetinip harama bakmamayı bir karakter haline getirmek.
Nefis tamamen uysallaşıp "Mutmainne" (huzura ermiş) makamına eriştiğinde, kulun kalp gözü açılmaya başlar. "Fütuhat-ı Gaybiye" dediğimiz hikmet kapıları bu aşamada aralanır. Kişi, hadiselere sadece gözüyle değil, gönül nuruyla bakmaya başlar.
Sosyal Ahlak ve Adalet
Bir toplumda ahlak zayıfladığında, haya perdesi kalktığında ve haramlar sıradanlaştığında o toplum manevi bir yıkıma uğrar. Depremler ve musibetler, bazen insanoğlunun kendi eliyle bozduğu dengenin bir neticesidir. Eğer bizler hayatımızda adaleti hakim kılmazsak, komşumuza, ailemize ve doğaya karşı adil davranmazsak, beklediğimiz huzur ve kurtuluş gecikecektir.
Kurtuluşun yolu, hırslarımızı (soğan ve sarımsak gibi geçici hevesleri) bırakıp, Rabbimizin bize sunduğu manevi nimetlerle yetinmektir. Başkalarının hakkına göz dikmeden, iffet ve dürüstlük içinde yaşamak bizi büyük felaketlerden koruyacak en büyük kalkandır.
Hz. İbrahim’in (a.s.) Mirası ve Arınma
Hz. İbrahim’in hayatı, karanlıklardan aydınlığa çıkışın öyküsüdür. O, bir mağarada, dış dünyanın kirliliğinden korunarak büyümüş ve kalbi sadece Allah’ın nuruyla dolmuştur. Bu hikaye bizlere şunu öğretir: Ruhumuzu ve evlatlarımızı haramın, kötülüğün ve fitnenin "karanlıklarından" koruyup, onları halis bir niyetle yetiştirmeliyiz.
Bir evladın yetişmesinde ilk 15 günün ve saflığın önemi büyüktür. Manen "temiz bir toprakta" (salih bir aile ortamında) yetişen nesiller, yarının adaletini tesis edecek olanlardır. Kendi nefis atına sahip çıkan, harama el uzatmayan ve dürüstlüğü şiar edinen her mümin, aslında beklenen huzur dolu devrin bir neferidir.
Rabbim bizleri nefsine mağlup olanlardan değil, gönül fethine erenlerden eylesin. Bizleri sarsıntılardan, kıtlıktan ve ahlaki erozyondan muhafaza buyursun.
El-Fatiha maassalavat.
Başağaçlı Raşit Tunca (Kar©glan)
04.02.2012 Cumartesi
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim
"Onlara Nuh'un haberini oku. Hani o kavmine şöyle demişti: 'Ey kavmim! Eğer benim aranızda durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, bilin ki ben ancak Allah'a dayanıp güvendim...'" (Yunus Suresi, 71-73)
"Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Şüphesiz kıyamet vaktinin sarsıntısı çok büyük bir şeydir." (Hac Suresi, 1)
Allah’ım; güvenilir, metanet sahibi ve kuvvetli kıldığın Efendimiz Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.), onun temiz aline, ashabına ve hidayet önderleri olan halifelerine salat ve selam eyle. Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve Hacer annemize, zemzemin bereketiyle selam olsun.
Zamanın Mevsimleri ve İlahi İkazlar
Yolculuğumuz, baharın habercisi olan cemrelerin (gönül aydınlıklarının) kalplere düşmesiyle başlıyor. Kainattaki mevsimsel değişimler ve tabiat olayları, aslında bizlere ilahi birer mesajdır. Kur’an-ı Kerim’de zikredilen "büyük sarsıntı" ayetleri, sadece fiziksel depremleri değil, insanlığın manevi uyanışını da temsil eder. Zaman ilerledikçe ve devirler değiştikçe, insanoğlu kendi iç dünyasındaki sarsıntılarla yüzleşmekte ve Rabbine dönmesi için ikaz edilmektedir.
Nefis Atını Dizginlemek
Tasavvuf yolunda nefis, üzerine binilecek vahşi bir ata benzetilir. At (nefis) henüz eğitilmemişken binicisini sarsar, üzerinden atmaya çalışır. Ancak kişi sabır ve kararlılıkla bu atı eğitmeye başladığında, yani "Mülhime" (ilham alan) nefis mertebesine ulaştığında, artık nefsin dizginlerini eline almış demektir.
Nefis atını dizginlemek şu aşamalardan geçer:
Sabır: Nefis günaha meylettiğinde ona "dur" diyebilmek.
Tevbe: Hata yapıldığında hemen pişmanlık duyup "Tevbe" bahrine sığınmak.
İstikamet: Helal olanla yetinip harama bakmamayı bir karakter haline getirmek.
Nefis tamamen uysallaşıp "Mutmainne" (huzura ermiş) makamına eriştiğinde, kulun kalp gözü açılmaya başlar. "Fütuhat-ı Gaybiye" dediğimiz hikmet kapıları bu aşamada aralanır. Kişi, hadiselere sadece gözüyle değil, gönül nuruyla bakmaya başlar.
Sosyal Ahlak ve Adalet
Bir toplumda ahlak zayıfladığında, haya perdesi kalktığında ve haramlar sıradanlaştığında o toplum manevi bir yıkıma uğrar. Depremler ve musibetler, bazen insanoğlunun kendi eliyle bozduğu dengenin bir neticesidir. Eğer bizler hayatımızda adaleti hakim kılmazsak, komşumuza, ailemize ve doğaya karşı adil davranmazsak, beklediğimiz huzur ve kurtuluş gecikecektir.
Kurtuluşun yolu, hırslarımızı (soğan ve sarımsak gibi geçici hevesleri) bırakıp, Rabbimizin bize sunduğu manevi nimetlerle yetinmektir. Başkalarının hakkına göz dikmeden, iffet ve dürüstlük içinde yaşamak bizi büyük felaketlerden koruyacak en büyük kalkandır.
Hz. İbrahim’in (a.s.) Mirası ve Arınma
Hz. İbrahim’in hayatı, karanlıklardan aydınlığa çıkışın öyküsüdür. O, bir mağarada, dış dünyanın kirliliğinden korunarak büyümüş ve kalbi sadece Allah’ın nuruyla dolmuştur. Bu hikaye bizlere şunu öğretir: Ruhumuzu ve evlatlarımızı haramın, kötülüğün ve fitnenin "karanlıklarından" koruyup, onları halis bir niyetle yetiştirmeliyiz.
Bir evladın yetişmesinde ilk 15 günün ve saflığın önemi büyüktür. Manen "temiz bir toprakta" (salih bir aile ortamında) yetişen nesiller, yarının adaletini tesis edecek olanlardır. Kendi nefis atına sahip çıkan, harama el uzatmayan ve dürüstlüğü şiar edinen her mümin, aslında beklenen huzur dolu devrin bir neferidir.
Rabbim bizleri nefsine mağlup olanlardan değil, gönül fethine erenlerden eylesin. Bizleri sarsıntılardan, kıtlıktan ve ahlaki erozyondan muhafaza buyursun.
El-Fatiha maassalavat.
Başağaçlı Raşit Tunca (Kar©glan)
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
